Fikir Serumu Nedir, Kimdir?

Fikir Serumu, okudukları ve izledikleri şeyler hakkında hislerini ve görüşlerini yazmak isteyen, okumaya hevesli iki edebiyat öğrencisi tarafından kurulmuş olup, reklam ile para kazanma veya öğretici olma amacı gütmez. Daha çok kişisel bir blog olmakla beraber, genellikle özet ve bazen derin incelemeler de barındırır. 


Merhabalar. 
Bu sayfada blogun kendisinden ve birazcık, azıcık da kendimizden bahsedeceğiz. 

Bu blogu açmaya karar verirken asıl motivasyonumuz okuduklarımızı ileride hatırlamama korkusuydu. Mistborn, kendi kendine özetler yazmaya başlayacağını söylediğinde ben zaten hatırlamak adına ufak ufak özetler yazıyordum. Bunları bilgisayarımızda veya internette belgeler olarak kalmasındansa, blog açıp internette ölümsüz kılmayı kararlaştırdık ve hemen hemen favorimiz olan Dorian Gray ile başladık bile. Bazı yazılarda ikimizin de yorumunu göreceksiniz, bazılarında ise sadece birimizin yorumlarını. 

Blogun düzeninde şimdilik kararlaştırdığımız birkaç şey var. Mesela, burada da olduğu gibi, en başta “resmi” sayılabilecek bir dil ile -bazen oradan, buradan bakarak, esinlenerek yazdığımız, bazen çevirdiğimiz, bazen ise doğrudan kendi zihnimizden doğrudan aktardığımız- özetler ile başlayıp, altına en sevdiğimiz renkler ile, kendi hislerimizi ve düşüncelerimizi belirteceğiz. Bu yalnızca unutmamak adına yazdığımız metinlerde, yani “Hafıza Serumu” içeren başlıklarda söz konusu olacak. İncelemeler üzerine olan “Fikir Serumu” ve bilgiler üzerine kurulu olan “Bilgi Serumu”nun kendine has düzenleri olacak. 

Blogun kullanımının kolay, düzeninin ve temasının ise sade ve amacına uygun olması üzerinde uğraştık. Bu yüzden arama kutucuğuna istediğiniz yazarı, kitabı veya blog sahiplerinden birinin rumuzunu girmeniz, o konu hakkındaki özet ve yazılarımıza ulaşmanızı sağlayacak zaten. Çok kasmaya gerek yok. Bu kadar. Evet.

Eh, o halde kimiz biz?

Ben, Moonchild. Yirmi yaşında bir pisuvar kullanıcısıyım. İkimiz de edebiyat öğrencisiyiz ve edebiyatın içinde yaşayan, izlediklerini, okuduklarını incelemeyi ve tartışmayı seven bireyleriz. Bu kadar.

Mistborn’un büyük kütüphanesinin karşısında, okuduğum kitaplar yalnızca bazı temel klasikler ve dönemsel olarak ilgimi çeken bazı yazarlar (Agatha Christie, Jean-Christophe Grange) ile sınırlıyken, bu yıl kendimi okumaya alıştırma konusunda hevesle adımlar atmaya başladım. Yavaş yavaş okumaya başladım ve burada eskiden okuduğum kitaplar değil, bu vakitten sonra okuduğum kitaplar hakkında yazılarım olacak. 

Daha çok fantastik edebiyatla alakalı her şeye ilgi duysam da, teoloji, epistomoloji, tarih, evrimsel psikoloji ve sosyolojiden başlayıp, FRP, video oyunları ve ilgi çekici olan her şey -evet, başka şekilde anlatamazdım- ile ilgili araştırır, okur, ve hatta yazarım. 

Kendi yazdığım bilimum hikayeler ve şiirler olması, aynı zamanda okuduğum ve izlediğim yapımları derin bir şekilde incelemem ve hikayenin anlatışı ile ilgili beğendiğim ve kusurlu bulduğum kısımları aktarmamı sağlayacak. 

Neyse, uzatmaya gerek yok. Hoş geldiniz, işte. Her ne kadar “bilgi vermek” amacı gütmesek de, eğer buraları okumayı tercih ettiyseniz, umarım bir şeyler katabiliriz. 

Ben de Mistborn. Evet, tıpkı Sanderson’ın uydurduğu gibi. Unutmaya olan yatkınlığım ve bundan bir o kadar da korkuyor olmam şuan bu satırları yazmamı sağlayan şey. Cümlelerim karmaşık ya da anlamsız geliyorsa bu blogu kendime bir hatırlatma amacıyla kullanıyor oluşumdandır, affola.

Kitap okumayı her zaman sevmişimdir ve okuduğum kitapların aslında haddi hesabı yoktur. Fakat çoğunu hatırlamam. Üzücü. Hatırladığım kadarıyla (:) ) fantastik ve bilim kurgu edebiyatını seviyorum. Yerinde ve vurucu betimlemelerden daha çok sevdiğim az şey olduğu için Edgar Allan Poe ve Stefan Zweig en sevdiğim yazarlardandırlar. İnsanların hayatlarına burnumu sokmayı hobi edindiğim için biyografi ve otobiyografi okumak da bana büyük bir haz verir. Genel olarak sanata ilgiliyimdir ve kendimi ne kadar pozitif ve neşeli biri olarak tanımlasam da karanlık ve gotik edebiyatı, sanatı, mimariyi çok severim.

Sanat demişken, sadece bakmayı değil, yaratmayı da severim. Resmi bir eğitim almasam da, kendi çapımda gelişmeye çalışıyorum. Blogda olacak olan bütün çizimlerin de sahibiyim bu sebepten, övüneyim madem.

Sanırım bu kadar bilgi yeterliydi, umarım buralarda güzel vakit geçirirsiniz. Biz çok eğleniyoruz da. :)


Comments

Popular Posts