Hafıza Serumu: Otomatik Portakal
Otomatik Portakal
(A Clockwork Orange, Anthony Burgess, 1962)
Kitabı okumamın üstünden oldukça uzun bir süre geçse de bana hissettirdikleri hala aklımda. İşkencelerin ağırlığı, Alex’in işkenceye karşı hislerini unutamıyorum. Bir insan ne kadar kötü olursa olsun böylesi bir işkenceyi hak etmez. İnsanı insan olmaktan çıkaran -hür iradesini yeniden düzenleyen, istemediği şeyleri yapmaya zorlayan, anlam veremediği halde kabul ettirtilen hiçbir eylem kabul edilemez. Anthony bey de bunu en ağır örneğini vererek eleştirmiş, sağolsun.
Kitabın başlarında Alex’in ne kadar iğrenç birisi olduğunu düşünsem de bu işkence kısımlarında ona kesinlikle acıdım. Her zaman ceza yerine eğitimin sorunları çözmede daha etkili bir çözüm olduğunu düşünen bir insan olmuşumdur. Bir insan bir şeyi yapacak veya yapmayacaksa bunun nedenini bilmeli ve anlamalıdır, sadece kendine öyle dayatıldığı için bir şeyi yapmıyorsa benim gözümde yapmış olandan hiçbir farkı yoktur. Böyle buyurdu Mistborn, dersiniz.
Acımasızca eleştirdiği bir diğer şey ise tek tipleşme. Her birey farklıdır ve yalnızca bunun bilincine varırsak birlik içinde yaşayabiliriz. Sosyal hayvanlar olarak elimizde pek fazla seçeneğimiz de yokmuş gibi gözüküyor aslında. Anthony beye kesinlikle katılıyorum ve otomatik portakallara dönüştürülmediğimiz bir dünyada yaşamayı diliyorum.
Comments
Post a Comment