Hafıza Serumu: Otomatik Portakal

Otomatik Portakal 
(A Clockwork Orange, Anthony Burgess, 1962)

Alex çetesi ile birlikte insanları gasp edip, kadınlara tecavüz etmektedirler. Bir gün yaşlı bir kadının evini soymaya karar verirler sadece Alex oralı olmaz, yine de otoritesi sarsılması diye kabul eder. Yoğun bir mücadele yaşarlar ama sonunda Alex kadını öldürür. Polisler gelir ve diğer üyeler suçu Alex’in üstüne atarlar, hapse girer. Fakat hapiste de bir suça karışır ve devlet artık bu suçluların ıslah olamayacağını düşündüğü için Alex’e bir tedavi yöntemi uygulanır. Artık Alex ne zaman şiddet uygulamak istese bir hastalığa kapılıyor ve istese de insanlara kötü davranamıyordur. Tedavisi bittikten sonra evine dönen Alex, ailesinin odasını bir başka gence kiraladığını görür ve eve gitmekten vazgeçer. İntihar etmeyi düşünür, fakat olaylar değişik bir hal alır. Alex eski bir arkadaşını görür ve adam evlenmiştir. Alex de baba olmak ister.

Kitabı okumamın üstünden oldukça uzun bir süre geçse de bana hissettirdikleri hala aklımda. İşkencelerin ağırlığı, Alex’in işkenceye karşı hislerini unutamıyorum. Bir insan ne kadar kötü olursa olsun böylesi bir işkenceyi hak etmez. İnsanı insan olmaktan çıkaran -hür iradesini yeniden düzenleyen, istemediği şeyleri yapmaya zorlayan, anlam veremediği halde kabul ettirtilen hiçbir eylem kabul edilemez. Anthony bey de bunu en ağır örneğini vererek eleştirmiş, sağolsun.

Kitabın başlarında Alex’in ne kadar iğrenç birisi olduğunu düşünsem de bu işkence kısımlarında ona kesinlikle acıdım. Her zaman ceza yerine eğitimin sorunları çözmede daha etkili bir çözüm olduğunu düşünen bir insan olmuşumdur. Bir insan bir şeyi yapacak veya yapmayacaksa bunun nedenini bilmeli ve anlamalıdır, sadece kendine öyle dayatıldığı için bir şeyi yapmıyorsa benim gözümde yapmış olandan hiçbir farkı yoktur. Böyle buyurdu Mistborn, dersiniz.

Acımasızca eleştirdiği bir diğer şey ise tek tipleşme. Her birey farklıdır ve yalnızca bunun bilincine varırsak birlik içinde yaşayabiliriz. Sosyal hayvanlar olarak elimizde pek fazla seçeneğimiz de yokmuş gibi gözüküyor aslında. Anthony beye kesinlikle katılıyorum ve otomatik portakallara dönüştürülmediğimiz bir dünyada yaşamayı diliyorum.

Comments

Popular Posts